14 Şubat Cumartesi günü Milli Düşünce Merkezi’nin düzenlediği “Bayrak Aşkı” programında Avrasya Bir Vakfı Gençlik Merkezi Partner Kuruluşlar Koordinatörü Harun Demirel “Bayrak ve Vatan” başlıklı konuşması ile salona hitap etti.
Aziz misafirler,
Bayrak; bir milletin hafızasıdır. Vatan; o hafızanın üzerinde yaşadığı şuurdur.
Biz Türk milleti için bayrak, göğe çekilmiş bir istiklal beyannamesidir. Rengi şehidimizin kanıdır; hilali bağımsızlık iradesidir; yıldızı ise karanlıkta yol gösteren millet aklıdır. O yüzden bayrağa bakarken yalnızca bir sembol görmeyiz; tarih görürüz, bedel görürüz, emanet görürüz.
Vatan ise üzerinde doğduğumuz yerden ibaret değildir. Vatan; uğruna fedakârlık yaptığımız, sorumluluk aldığımız ve gelecek nesillere daha güçlü bırakmak zorunda olduğumuz kutsal bir emanettir. Eğer bir toprak için bedel ödenmişse, orası artık sadece coğrafya değil vatandır.
Türk milliyetçiliği, bayrağa sadece romantik bir bağlılık değil; bilinçli bir sadakat duymaktır. Vatan sevgisini sloganla değil, çalışarak; bağırarak değil, üreterek göstermektir. Çünkü milliyetçilik; hamaset değil, mesuliyettir.
Bilinçli olmalı ve daha iyi yarınlar için bayrağına vatanına yakışan örnek insanlar olmalıyız karakterimiz ve dik duruşumuz bizden sonra yetişecek nesillere önemli birer mirasımız olacaktır
Unutmamalıyız ki bir bayrak, onu taşıyacak karakter varsa anlamlıdır. Bir vatan, onu koruyacak irade varsa güçlüdür. Eğer bizler çalışmazsak, üretmezsek, adaletli ve ahlaklı olmazsak; bayrağın gölgesinde yaşama hakkımızı eksiltmiş oluruz.
Bugün burada “bayrak” derken aslında şunu söylüyoruz:
Geçmişimize sahip çıkacağız.
Bugünümüzü onurlu yaşayacağız.
Geleceğimizi güçlü inşa edeceğiz.
Dününü bilmeyen bugünü yaşayamaz ve bugünü heba eden yarını inşaa edemez
Çünkü biz biliriz ki; bayrak inmez, vatan bölünmez sözü bir temenni değil, bir kararlılık ifadesidir. O kararlılık da her neslin omuzlarında yeniden yükselir.
Ve bizler, her bir yürek, o kararlılığın taşıyıcılarıyız.
Ne mutlu, bayrağını sadece seven değil; onu yüceltecek sorumluluğu da omuzlayanlara.
Ne mutlu Türk’üm diyene