TÜRK DÜNYASI İŞ BİRLİĞİNDEKİ GELİŞMELER VE RUSYA’DAKİ YANSIMALARI

TÜRK DÜNYASI İŞ BİRLİĞİNDEKİ GELİŞMELER VE RUSYA’DAKİ YANSIMALARI

HABER TARİHİ: 11 Şubat 2025
233 Kişi okudu

TÜRK DÜNYASI İŞ BİRLİĞİNDEKİ GELİŞMELER VE RUSYA’DAKİ YANSIMALARI

Oğuzhan FERMAN 

Türk Dünyasında İş Birliğinin Tarihçesi

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılması ile Türkiye ile Türk Dünyası arasındaki ilişkiler egemen devletlerin bağımsız olarak yürüttüğü devletlerarası ilişkiler hâlini almıştır. 1990’lı yıllardaki Türk Dünyası’ndaki iş birliği, Türkiye ve diğer Türk Devletleri’nin devlet başkanlarının kural olarak yılda bir kez zirveler hâlinde toplanıp kararlar almaları suretiyle yürütülmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 1992-2001 yılları arasında sekiz zirve toplanmıştır. Öte yandan taraf ülkeler arasında meydana gelen siyasi ihtilaflar evvela bazı devlet başkanlarını bu zirvelere katılmamaya (ve yerlerine zirveye daha düşük düzeyli yetkililer göndermeye) yöneltmiş, nihayetinde siyasi ihtilafların gölgesinde bu süreç 2001’deki zirvenin ardından sona ermiştir.

Türk Dünyası’ndaki iş birliği 2000’li yıllarda tutuk başlamış fakat böyle devam etmemiştir. İhtilafların yaşandığı Türkmenistan ve Özbekistan haricinde iş birliğini sürdürmek isteyen bütün Türk devletleri 2006’dan itibaren yeniden Zirveler hâlinde toplanmaya başlamıştır. Böylece Türk Dünyası’nda gönüllülük esasında yeni bir iş birliği süreci başlamıştır. Adı geçen iki devlete de bu sürece katılmak istemeleri hâlinde kapılar açık bırakılmıştır. 1990’lı yılların Zirveler Süreci’nden çıkarılan başka bir ders ise, alınan kararları takip edecek bir teşkilat ve mekanizmanın yokluğunun iş birliğinin derinleşmesi önündeki engellerden biri olduğunun fark edilmesidir. Bunun üzerine 2009 Nahçıvan Zirvesi’nde bir daimî sekreterya kurulması kararı alınmıştır ve bu sekreterya 2011’de Türk Keneşi ismiyle faal bir uluslararası teşkilat hâline gelmiştir.

Bu iş birliği süreci hem derinleşmiş hem de genişlemiştir. 2019 yılında düzenlenen 7. zirvede Özbekistan teşkilata tam üye olmuş, 2021 yılında İstanbul’da düzenlenen 8. zirvede ise Türkmenistan teşkilata gözlemci üye olarak katılmış ve bütün Türk devletlerinin katılmasıyla teşkilatın ismi Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) olarak değiştirilmiştir. Aynı zirvede ayrıca Türk Dünyası 2040 Vizyonu belgesi kabul edilmiş ve Türk Yatırım Fonu’nun kurulması kararı alınmıştır.[1] 2023 yılında Fon’un kurulması ve 2024 yılında TDT Üye Devletleri Merkez (Ulusal) Bankaları Konseyi’nin kurulmasına yönelik muhtıranın imzalanması TDT’nin ekonomik açıdan son yıllardaki en dikkat çeken adımlarıdır.[2]

Son günlerde dikkat çeken başka bir gelişme ise Ortak Alfabe meselesi olmuştur. Alfabe Meselesi 2021 yılında yayınlanan 2040 Vizyonu’na dâhil edilmiştir. Bu minvalde 2023 yılında TDT’nin kurumsal çatısı altında Ortak Alfabe Komisyonu çalışmalarına başlamış, 2024 yılının eylül ayında ise 34-Harfli Türk Alfabesi üzerinde uzlaşma sağlamıştır. Bu alfabenin ilk versiyonu Marmara Üniversitesi’nde 1991 yılında düzenlenen Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabesi Sempozyumu’nda kabul edilmiştir. Bugünkü proje ise o projeden sadece iki harfle ayrışmaktadır (Ä/ä yerine Ə/ə harfi 1992’de; W/w yerine Ū/ū ise 2024’te kabul edilmiştir).[3]

 

Orta Asya’da Rusya ve TDT

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın sitesindeki basın açıklamalarına bakıldığında Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova’nın 2024 yılı zarfında TDT hakkında sadece 3 defa ve oldukça kısa konuştuğu görülür. Lavrov, 20 Ekim’de Argumenty i Fakty gazetesiyle yaptığı röportajda kendisine yöneltilen “Türkiye BRICS üyeliğine yönelik niyet beyan ederken Kazakistan’ın böyle bir niyeti olmadığına yönelik duyuru yapmasını nasıl değerlendirdiği” sorusunu cevaplarken TDT’yi şöyle değerlendirir: (Kazakistan BM üyeliği yeterlidir açıklaması yapmıştır ama zaten BM haricinde AGİT, BDT, KGAÖ ve AEB gibi birçok uluslararası teşkilata üyedir ve) “TDT’nin aktif üyesidir. Türkiye’nin inisiyatifiyle şu an (bu teşkilatın) bağları güçlendirilmektedir ve (TDT) «yükseliştedir». Orta Asyalı müttefik ve stratejik partnerlerimizin temsilcileri (TDT’ye) büyük ilgi göstermektedir. Bunların hiçbirisi ne Kazakistan’ı ne de diğer Orta Asya ülkelerini BM’deki süreçlere katılmaktan alıkoymaktadır.”[4] Zaharova ise 20 Eylül’de Türk Dünyası’nda Ortak Alfabe meselesi sorulduğunda “alfabe değiştirme sürecinin “karmaşık, uzun ve çok masraflı” olmasıyla beraber her ülkenin kendi kararı olduğu yorumunda bulunmuştur.[5] Zaharova’ya 13 Mart günü yaptığı basın toplantısında ise Fidan ile Lavrov'un Antalya Zirvesi'nde Rusya ve TDT iş birliği hakkında ve TÜRKSOY’un Rusya’daki yasağının kaldırılması hakkında konuşup konuşmadıkları sorulmuş. Zaharova ise gazetecileri bakanın ilgili basın açıklamalarını incelemeye sevk etmiştir. [6] Burada ise böyle bir bahis tespit edilmemiştir.[7]

Rusya’nın burada TDT’ye yönelik izlediği strateji Rus analist Aleksandr Korolev’in (2024) değerlendirmesine uygun olarak “etrafından dolanma (by-pass) stratejisi” olarak isimlendirilebilir. Bu yaklaşıma göre Rus resmî makamları TDT’ye yönelik doğrudan bir muhalefete gitmeyecektir, zira bölge ülkeleri TDT’ye (ve Türkiye’ye) bir teveccüh göstermektedir. Bölge ülkelerini Moskova ile Ankara arasında bir tercihe zorlamak ise bu ülkeler tarafından olumsuz bir müdahale olarak görülecektir. Yapılması gereken bu ülkelerin kurdukları siyasi ve ekonomik ilişkilerde platform olarak TDT yerine ikili ilişkileri veya Rusya’nın bulunduğu alternatif platformları kullanmasını sağlayarak TDT’nin kendi kendine önemsizleşmesine sebep olmaktır.[8]

Rusya’nın Türk Cumhuriyetleri’ne yönelik geliştirdiği ilişkiler Sovyet mirası olgusu temelindedir. Sovyet mirası bu ülkelere hem kimliklerini hem de bu ülkelerin siyasi ve iktisadi altyapısını, yani maddi hayatını, şekillendiren en önemli faktördür. “Rus dili, Sovyet kültür ve terbiyesi, ortak tarih ve sıkı iktisadi bağlar” bu ülkeleri Rusya (ve birbirleri) ile birleştirir.[9] Sınır ve devlet yapıları haricinde, bölgedeki iktisadi hayatı da hem ihtilaflara hem de fırsatlara sebep olan unsurlarıyla Sovyetler Birliği inşa etmiştir. Bölgedeki ağır sanayi ve metalurji, barajlar ve diğer sulama projeleri, şehir altyapıları, Kırgızistan’daki Kumtör Altın yatakları gibi doğal kaynakların kullanımına dair birçok proje bu devirden miras kalmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde Rusya’nın planları bu bağları ve mevcut altyapıyı kullanıp kendi uluslararası iş birliği projeleriyle bunu sürdürmektir. Diğer yandan Washington, Pekin ve Ankara gibi başka güçler de Moskova’ya alternatif olarak mevcuttur.[10]

Bu minvalde Rusya’nın Orta Asya’ya takdim ettiği entegrasyon projeleri çoğunlukla bölgeyi aşan ve eski-Sovyet ülkelerinin geneline hitap etmeyi amaçlayan projelerdir. Yani Rusya, Türk Dünyası ülkelerini Gürcistan, Ermenistan ve Tacikistan gibi aynı bölgede bulunan ancak Türk olmayan devletlerin yanı sıra Belarus ve Moldova gibi farklı bölgelerde bulunan ülkelerle birlikte ele alır. SSCB’nin dağılmasından sonra bütün eski-Sovyet ülkelerini birleştirmek maksatlı kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ile BDT’nin askerî kanadı olan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ), Rusların bölgedeki en köklü uluslararası kuruluşudur. Bunun haricinde ekonomik bütünleşme maksadıyla geliştirilen ve Avrupa Birliği projesinin eski-Sovyet coğrafyasındaki versiyonu denebilecek Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) Rusya’nın Türk Dünyası ülkelerine hitap eden başka bir projesidir. TDT üye ülkelerinden Kazakistan ve Kırgızistan bunların hepsine üyedir. Özbekistan AEB ve KGAÖ’de gözlemci ülke olarak yer alır. BDT’ye ise tarafsızlık siyaseti güden Türkmenistan haricindeki bütün Türk Cumhuriyetleri üyedir, Türkmenistan ise ortak üye statüsündedir.

Rusya açısından en temel mesele TDT’nin AEB başta olmak üzere Rusya’nın kurduğu uluslararası kuruluşlara, bölgesel düzenlere ve entegrasyon süreçlerine bir alternatif teşkil edip etmediği meselesidir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise yukarıda bahsedildiği üzere Türkiye ve Rusya’nın haricinde ABD ve Çin’in de kendine ait projeleri vardır. ABD’nin 2015’ten beri Orta Asya ülkeleriyle C5+1 formatı adında (5 Orta Asya ülkesi + ABD) bir format yürütmektedir. Bu formatta her yıl ABD ve Orta Asya ülkelerinin dışişleri bakanları bir zirve düzenlemektedir. 2023 yılında da ilk kez devlet başkanları zirvesi düzenlenmiş, Orta Asya liderleri sabık Amerikan Başkanı Joe Biden ile bir araya gelmiştir. Çin ise 2023 yılında düzenlediği Şian Zirvesi’yle 5 Orta Asya ülkesi + Çin şeklinde bir format başlatmıştır. Bu zirvede Orta Asya liderleri, Çin devlet başkanı Xi Jinping ile bir araya gelmiştir. İkinci zirvenin ise 2025 yılında düzenlenmesi planlanmaktadır. Bu tarz formatlar, yabancı bir gücün Rusya’yı devredışı bırakarak bölge ülkeleriyle doğrudan iş birliği geliştirme teşebbüsü olarak ele alınmaktadır. Bu hususta Çin’in Orta Asya’daki faaliyetlerini ŞİÖ veya BRICS gibi Rusya ve Orta Asya devletlerinin birlikte bulundukları platformlar üzerinden değil de müstakil bir platformla ilerletme teşebbüsü de dikkat çekmiştir.[11]

Korolev (2024)’e göre TDT Rusların nezdinde büyük ölçüde “üstyapısal” bir uluslararası kuruluştur, temelinde ortak kültür ve siyaset vardır. Öte yandan AEB ekonomik iş birliğine odaklanan “altyapısal” bir kuruluştur, hem hukuki ve organizasyonel açıdan çok daha gelişmiş ve derinliklidir hem de entegrasyon hususunda önemli adımlar atmıştır. Bu minvalde şu aşamada Rus analistlerin dikkatini Ortak Alfabe gibi projelerden ziyade TDT’nin 2020’li yıllarda geliştirmeye başladığı ekonomik projeler ve Teşkilat’ın bölge siyasetindeki etkisi çekmektedir. Bu hususta Moskova, gerek mevcut durum açısından gerekse de iki devletin ortaya koyabileceği sermaye bakımından Ankara’nın önünde görülmektedir lakin TDT’nin gösterdiği kayda değer gelişmeler ve atılımlar bu projenin takip edilmesinin gerekli olduğu sonucuna ulaştırmıştır.[12]

Ekonomik iş birliği alanında Türk Dünyası Vizyonu 2040’ın içerdiği ekonomik planlar ve yukarıda bahsettiğimiz üzere bu minvalde Türk Yatırım Fonu ve TDT Üye Devletleri Merkez Bankası Konseyi’nin kurulmasına yönelik çalışmalar TDT’nin geleceği adına dikkat çekici gelişmeler olmuştur. Öte yandan TDT’nin iktisadi hacminin AEB seviyesinin altında olması, Moskova’nın yatırabileceği sermayenin ve kurabileceği altyapının Ankara’nınkinden büyük olması, Vizyon’da ortaya koyulan projelerin son teslim tarihinin olmaması ve tatbikine dair planların muğlak olması gibi faktörler bu aşamada TDT’nin ciddi bir rakip olarak ele alınmamasına yol açmıştır. Lakin Korolev’e göre TDT projesi henüz bu aşamada takip edilmeye başlanmalı ve süreç takip edilmelidir, zira TDT’nin ortaya koyduğu iktisadi hedeflerin birçoğu AEB’ninkiler ile çakışmaktadır.[13]

TDT’nin bölge için önemli görüldüğü başka bir mesele de ulaşım ve altyapı, bilhassa da taşımacılık yolları meselesidir. TDT ve Türk Dünyası iş birliği, dünyanın en büyük ekonomilerinden ikisi olan Çin ile Avrupa arasında yapılacak ticarette en kestirme güzergâhı sunma potansiyeli taşır. Doğu-Batı eksenli olan bu güzergâh, Orta Asya Devletleri üzerinden Hazar Denizi ve Kafkasya yoluyla veya İran’dan geçip Türkiye’ye uzanır. Bu rota genellikle “Orta Koridor” veya “Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotası” (TITR) isimleriyle bilinir.[14] 2017’de açılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Orta Koridor rotasını ülkemizden geçiren yollardan biridir. Ayrıca Zengezur Koridoru’nun da TITR’in bir parçası hâline getirilmesi gündemdedir. Orta Koridor, Çin’in geliştirdiği Kuşak-Yol projesiyle ve AB’nin TRACECA programıyla paralel düşünülmektedir. TITR Derneği’nin ortak üyeleri arasında Çinli ulaştırmacılık şirketleri de mevcuttur.[15]

Öte yandan bu rotanın öne çıkması Rusya’nın Kuzey-Güney yol projesine bir alternatif teşkil eder. Nitekim Kuzey-Güney projesinin paydaşlarından Rusya ve İran’ın Batı ile yaşadığı jeopolitik gerilimler an itibarıyla bu eğilimi güçlendirmektedir. Rusya, gerek Çin-Avrupa bağlantısını gerekse de Avrasya’daki rotaları kuzeyden kendi üstünden geçecek şekilde tasarlamak vizyonuna sahiptir. Böylece Rusya ile TDT, Avrasya ticaret ve ulaşım rotalarında Kuzey-Güney ve Doğu-Batı eksenlerini temsil eden iki farklı alternatif hâline gelir. Buna paralel bir mesele de petrol ve doğalgaz boru hatları hususunda gözlemlenir.

TDT üyelerinden Türkiye ile Azerbaycan’ın büyük rol oynadığı Bakü-Tiflis-Ceylan (BTC) boru hattı, Orta Asya ve Kafkasya petrollerinin Avrupa’ya taşınması hususunda yine Doğu-Batı eksenli bir rota çizer. Rusya ise, Sovyetler zamanından beri bölgenin temel altyapısını oluşturan Kuzey-Güney eksenli boru hatlarıyla Avrupa’ya Orta Asya petrol ve doğalgazını taşıyan esas ülkedir. Örneğin 2024 yılında Kazakistan’ın ihraç ettiği tahmin edilen 70 milyon ton civarı petrolün yaklaşık 1,5 milyon tonluk kısmı Azerbaycan ile 2022 yılında yapılan anlaşma uyarınca BTC’den geçerken, Rusya'dan geçen Hazar Boruhattı Konsorsiyumu 55,4 milyon ton ve Atırau-Samara hattı 8,5 milyon ton petrol taşımıştır. Yine de Azerbaycan tarafı bu miktarı 2,2 milyon tona çıkarmak konusunda heveslidir ve BTC’nin de yıllık 20 milyon ton taşıma kapasitesi vardır.[16]

Rusya’nın TDT’yi göz önünde bulundurduğu başka bir mesele ise II. Karabağ Savaşı’ndan sonra Kafkasya bölgesinde oluşan jeopolitik durumdaki ve Azerbaycan nezdindeki rolüdür. Bunu sağlayan en önemli husus Azerbaycan’ın TDT’ye biçtiği rol ve TDT’den beklentileridir. TDT, Azerbaycan için kendini ifade edebileceği ve destek bulabileceği bölgesel bir iş birliği platformu olarak öne çıkmaktadır. Birçok uzman, Azerbaycan Dış Politikası gündeminde hayati bir yer işgal eden Karabağ Meselesi’nin 2020’deki zafer sonrasında artık yerini boşalttığını ve Azerbaycan’ın yeni bir ajandayla dünya siyasetine dahil olurken TDT’nin Azerbaycan’ın yeni dış politika gündeminde önemli roller oynayabileceğini ifade ediyor.[17] Bunun haricinde Karabağ bölgesinin yeniden ihyasında Azerbaycan için gelecek her türlü dış yatırım, yardım ve destek kıymetlidir. Bu minvalde Kazakistan ile Özbekistan gibi TDT ülkeleri Fuzuli’de okul ve sanat merkezi inşa etmiştir.[18] Ayrıca yukarıda bahsedildiği üzere Doğu-Batı eksenli ulaşım, ticaret ve enerji rotalarının Kafkasya’da Zengezur Koridoru’ndan geçerek Türk Cumhuriyetleri’ne ulaşması Kafkasya’da kalıcı bir barışın temellerini atacak bir siyasi ve iktisadi proje olarak görülmektedir. Zira bu sayede Zengezur Koridoru ve Ermenistan, çok mühim bir kıtasal ticaret koridorunun önemli bir parçası olacaktır. Öte yandan Ermenistan bu konuda ayak sürüdüğü için Azerbaycan şu aşamada bu hususta ısrar etmemektedir.[19]

Azerbaycan’ın Karabağ Savaşı örneğinde olduğu gibi Türk devletlerinin kendi dış politikalarında TDT’yi kendi açısından kullanışlı bir platform olarak görmesi ve kullanması önemli görülmektedir. Zira bu sayede TDT, Türk Cumhuriyetleri’nin bölgesel meselelerde aralarında istişare edebilecekleri, ortak kararlar alıp uzlaşabilecekleri ve uluslararası kamuoyuna hitap edip destek toplayabilecekleri bir platform olarak öne çıkmaktadır. Bu da Türk Cumhuriyetleri’nin TDT’yi gitgide sahiplenmesini ve Türk Dünyası iş birliğine önemli bir paye biçmesini sağlamaktadır. Bunun sonucunda da Rus (ve de Batı) akademisinde, siyasette de yansıması olacak şekilde, TDT’ye ve Türk Dünyası iş birliğine genel olarak atfedilen Türkiye’nin ısrarlarıyla ilerleyen ve Türkiye eksenli bir uluslararası süreç olma algısı somut olarak zarar görmeye başlamış ve TDT’nin Türk kimliği temelli siyaseti daha kabullenici bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır.[20]

Sonuç ve Öneriler

Orta Asya bölgesinde Türkiye, Amerika ve Çin gibi ülkelerin uluslararası iş birliği platformu ve kuruluş kurma teşebbüsleri Rusya’nın dikkatini çekmektedir. TDT de bu bağlamda Türkiye’nin bir teşebbüsü olarak ele alınmaktadır. Öte yandan bilhassa iki faktör sayesinde Rusya kendini bölgeye müdahil olmaya çalışan güçlerden, ve bilhassa Türkiye’den önde görmektedir: 1- Sovyet Mirası’nın kurduğu düzen, 2- Rusya’nın bu mirasa dayanarak geliştirdiği BDT, KGAÖ ve AEB gibi uluslararası kuruluşlar temelinde kurduğu uluslararası iş birliği düzeninin çok daha somut olması. Ayrıca Orta Asya-Çin iş birliğini de kendisinin kurucularından olduğu BRICS ve ŞİÖ gibi kuruluşlar üzerinden yürümesini sağlayarak bunu da kendi gözetimi altında tutmak istemektedir. Diğer taraftan 1991’den sonra eski-Sovyet sahasının bağımsız ve egemen devletler haline gelmesi genel olarak bölge siyasetini daha çoğulcu kılmıştır.

Rus Dışişleri Bakanlığı, TDT hakkında çok fazla konuşmamayı tercih etmektedir. Bunun ardında yatan muhtemel sebepler ise Rusya-Türkiye-Orta Asya (ve Azerbaycan) üçgeninde bir diplomatik kriz yaratmamak ve TDT’ye yönelik temkinli bir bekleyişte bulunmak ve tercihen de sönümlenmesini izlemek isteğidir. Bu minvalde Rusya’nın TDT’ye yönelik temel stratejisi TDT’yi âtıl bırakmak ve etrafından dolanmak (by-pass) şeklinde tanımlanabilir. Zira Korolev (2024)’ün raporuna göre[21] TDT, Rusya’nın iş birliği modeli olan AEB karşısında bir “tahriş edici” (irritant) işlevi görmektedir. TDT, AEB kadar güçlü bir iktisadi zemine sahip olmasa da özellikle 2021 yılında geliştirdiği Türk Dünyası Vizyonu – 2040 ile AEB’nin yetki alanına girme potansiyeli taşımaktadır. Vizyon’da belirtilen projeler önemli bir sermaye ve planlama gerektirmesi bunun önündeki olası engellerdir., ayrıca AEB’nin Sovyet Mirası ve Rus ekonomisi sayesinde bölgede güçlü durmaktadır. Öte yandan TDT’nin şu ana kadar bölge ülkelerinin üzerine büyük bir yük bindirmemesi, bölge devletleri için önemli ve müstakil bir diplomatik platform oluşturması, buna mukabil Türk Cumhuriyetleri’nin iş birliğine yönelik talep ve rıza göstermesi en büyük artıları olmuştur. Öyle ki Sovyet mirası ve kimliği karşısında eskiden genişlemeci ve ilkel bir teşebbüs olarak gösterilmeye çalışılan Türk kimliği bugün olgusal bir gerçek ve aktüel bir iş birliği zemini olarak kabul görmeye başlamıştır. Bu minvalde bölge devletlerini Moskova ile Ankara arasında bir seçime zorlamak yerine ilişkileri ve iş birliğini ya ikili düzeyde yürütmek veya Rusya’nın üyesi olduğu platformlara kaydırmak stratejisi güdülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu minvalde TDT zaten izlediği mevcut siyasetinde de nüveleri görülebilen şu tarz stratejileri izleyebilir. Evvela diplomatik ve ticari meselelerde bir kanal olarak TDT’nin kullanılması artırılmalı ve bu eğilim desteklenmelidir. Diğer üye ülkelerin dış siyaset meselelerinin TDT bünyesinde ele alınması olumlu etki sağlamaktadır. Bu hususta en güzel örnek Azerbaycan’ın Karabağ Meselesi’nin hem II. Karabağ Savaşı’ndan önce hem de sonra ele alınmaya devam edilmesi ve Azerbaycan’a verilen destek ile TDT Azerbaycan Dış Siyaseti için özel bir anlam kazanmaya başlamıştır. Ayrıca TDT, diğer ülkelerle ve uluslararası kuruluşlarla kurduğu temaslarını artırmalıdır. Bugün için TDT’nin DSÖ, AGİT, İKÖ, CICA, BM gibi birçok uluslararası kuruluşla ilişkileri vardır.[22] ASEAN ve Afrika Birliği gibi diğer uluslararası kuruluşlarla yürüttüğü çalışmalarla bu sayıyı artırması önemlidir.[23] İktisadi ve kurumsal altyapının geliştirilmesi ve mesela uluslararası ulaşım ve ticaret yollarında olduğu gibi AB, Çin ve Hindistan gibi dünya ticari merkezlerinin arasındaki köprü konumunu kullanmak ve buraya oturmak için çaba gösterilmesi önemlidir. Bu hususta bu tarafların sermayesi de yol projelerine çekilmelidir. Ayrıca geliştirilecek projelerde hem Türkiye’ye hem de diğer üye ülkelere iktisadi veya siyasi yük bindirilmemeli ve Rusya’nın siyasetine paralel şekilde bu devletler Ankara ile Moskova arasında bir tercih yapmaya zorlanmamalıdır. Bu hususta TDT projesinin gönüllülük esasına dayanması ve bölgeden gelen dönütlerle beslenmesi çok faydalı bir özelliğidir ve Türk Dünyası siyaseti idealist bir yaklaşımdan bu pragmatik zemin korunarak sürdürülmelidir.

 

 


[1] Türk Devletleri Teşkilatı, “Teşkilatın Tarihçesi,” erişim tarihi: 11.01.2025, https://www.turkicstates.org/tr/organizasyon-tarihcesi              

[2] Aleksandr Korolev, “AEB-TDT: Konforlu Rekabet Rejimi mi?” RIAC, (29.11.2024), https://russiancouncil.ru/analytics-and-comments/analytics/eaes-otg-rezhim-komfortnoy-konkurentsii

[3] Oğuzhan Ferman. “On the 34-letter Common Turkic Frame Alphabet.” (Basılmamış YL Tezi, Boğaziçi Üniversitesi, 2019). https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVnN5K9Tu128upj4BPHIQL9uyjAlWLwmj4LIqvWzOKkuA

[4] Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Argumenty i Fakty Yayınevi’ne verdiği Röportaj, Moskova, 20 Ekim 2024, https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/1976783/. Not: Röportajın video kaydı ile Dışişleri Bakanlığı’nın sunduğu deşifre arasında raporun yazarı farklar tespit etmiş ve ilkini esas almayı tercih etmiştir.

[5] Rus Dışişleri Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova’nın 4. Avrasya Kadın Forumu’ndaki Brifingi, 20 Eylül 2024, https://www.mid.ru/ru/foreign_policy/news/1970474/.

[6]Rus Dışişleri Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova’nın Brifing’i, 13 Mart 2024,  https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/1938362/

[7] Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Buluşması Hakkında Basın Açıklaması, 01 Mart 2024, https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/1936016/; Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Antalya Diplomatik Forumu Sonrası Gerçekleştirdiği Soru-Cevap, 02 Mart 2024. https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/1936336/ .

[8] Korolev, “AEB-TDT.”

[9] Kirill Babaev, “Rusya ve Orta Asya: Trendler ve Perspektifler,” Zhurnal «Evraziyskiye Issledovaniya» 1 (1), (2024), s. 21. https://cyberleninka.ru/article/n/rossiya-i-tsentralnaya-aziya-trendy-i-perspektivy. DOI: 10.24412/cl-37229-2024-1-17-23

[10] Aleksey Mihaylov ve Kubatbek Rahimov, “Orta Asya ve Sovyet Mirası için Mücadele,” Rossiya v Global’noy Politike (Russia in Global Affairs), 2023 (1), ss. 153-162, DOI: 10.31278/1810-6439-2023-21-1-153-162. https://globalaffairs.ru/articles/czentralnaya-aziya-i-nasledstvo/

[11] Babaev, “Rusya ve Orta Asya,” ss. 18-19. 

[12] Korolev, “AEB-TDT.”

[13] Korolev, “AEB-TDT.”

[14] Trans-Caspian International Trade Route. Ayrıca bkz. Anadolu Ajansı, “Orta Koridor çatışmalar ve krizlerin gölgesinde ulaşımda "hayat yolu"na dönüşüyor,” Mustafa Çalkaya’nın haberi, 07.12.2023, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/orta-koridor-catismalar-ve-krizlerin-golgesinde-ulasimda-hayat-yoluna-donusuyor/3075566

[15] Middle Corridor, “Ortak Üyeler,” erişim tarihi: 11.01.2025, https://middlecorridor.com/en/association-members/assotsiirovannye-chleny

[16] Astana Times, “Kazakistan Petrol İhracatını Yeni Rota ve Yatırımlarla Genişletecek,” Aibarshyn Akhmetkali’nin haberi, 26.09.2024, https://astanatimes.com/2024/09/kazakhstan-to-expand-oil-exports-with-new-routes-and-investments/ ; Astana Times, “Kazakistan Bu Yıl 68,8 Milyon Ton Petrol İhraç Etmeyi Planlıyor,” Saniya Sakenova’nın haberi, 25.11.2024, https://astanatimes.com/2024/11/kazakhstan-plans-to-export-68-8-million-tons-of-oil-this-year/

[17] Irina Fedodovskaya, “Azerbaycan ve Orta Asya Ülkeleri,” RIAC, (10.06.2024), https://russiancouncil.ru/analytics-and-comments/analytics/azerbaydzhan-i-strany-tsentralnoy-azii/?sphrase_id=169692863

[18] Niyazi Niyazov, “Azerbaycan ve Orta Asya’nın Türk Dilli Ülkeleri: Etkileşimin Derinleştirilmesi,” Valday: Uluslararası Tartışma Kulübü (22.02.2024), https://ru.valdaiclub.com/a/highlights/azerbaydzhan-i-strany-tsentralnoy-azii/?sphrase_id=759042

[19] Mamed Hüseyn Oğlu Mustafayev, “Azerbaycan-Ermenistan: Barış Dağların Ardı Kadar Uzak Değil,” RIAC, (16.09.2024), https://russiancouncil.ru/analytics-and-comments/columns/postsoviet/azerbaydzhan-armeniya-mir-ne-za-gorami/?sphrase_id=169692863

[20] Bkz. Anna Maçina “Orta Asya’da Türk Meydan Okuması,” Valday: Uluslararası Tartışma Kulübü, (09.08.2024), https://ru.valdaiclub.com/a/highlights/turetskiy-vyzov-v-tsentralnoy-azii/?sphrase_id=759042. Ayrıca bkz. Korolev, “AEB-TDT.”

[21] Korolev, “AEB-TDT.”

[22] Türk Devletleri Teşkilatı, “Uluslararası Ortaklar,” erişim tarihi: 27.01.2025, https://www.turkicstates.org/tr/uluslararasi-ortaklar

[23] Türk Devletleri Teşkilatı, “Uluslararası Kuruluşlarla İşbirliği,” erişim tarihi: 27.01.2025, https://www.turkicstates.org/tr/isbirligi-alanlari-detay/20-uluslararasi-kuruluslarla-isbirligi



ÜYE GİRİŞİ



Google Analytics Kodunu buraya koyun